https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js Beyin Yorgunluğu - www.akademiguven.com

Blog

Bütünsel Gelişim ile İlgili Yararlı Makaleler

Beyin Yorgunluğu

Beyin Yorgunluğunun Ekonomiye Yansımaları

Beyin yorgunluğu, hiç şüphesiz gerek bireysel gerekse milli (fazla boşluk) ekonomiye çok zarar verir. Verimlilik düşer, yeni şeyler üretmek neredeyse imkansız hale gelir. Sorunlara pratik çözümler getirilemez. Analitik ve çözümleyici düşüncelerde olumsuz etkilenmeler olur. Yatırım ve bütçe planlamalarında hatalar yapılır.

Her zaman başarılı bir grafik çizen bir yönetici, beyin yorgunluğu tablosuna maruz kaldığında, performans düzeyi hızla düşmeye başlar. Kişi kendisindeki değişiklikleri fark eder ama çoğu zaman adlandıramaz. Bunun bir rahatsızlık olduğunu düşünemez. Bazen de mevcut performans düşmesi, yaşlanma gibi nedenlere bağlanarak kılıf bulunmaya çalışılır.

Sonuçta firmanın atılımları durur. Rakipleri öne çıkmaya başlar. Çoğu profesyonel firmada bu durum üst düzey yöneticiler tarafından fark edilir. Tablonun bir rahatsızlık olduğu düşünülmeden, yönetici kişinin görev pozisyonunda değişikliğe gidilir.

Ya görevden alınır ya da daha pasif bir göreve atanır.

Çalışanlar için de aynı şeyler geçerlidir. Kişisel üretim düşer. Çalışanın arkadaşları ile olan ekip ruhu ve diyaloglarında zedelenmeler belirmeye başlar. Daha sinirli ve alıngan olunur. Motivasyon düşer, her kademede genel bir isteksizlik fark edilir.

Öğrencilerde de durum farklı değildir. Daha önce başarılı olan öğrencinin notları düşmeye başlar. Anne ve baba bu değişiklikleri er geç fark eder ve panik içinde çare aramaya başlar. Ebeveynler görülen olumsuz değişikliğe bir anlam veremez ve kendilerine göre nedenler bulmaya çalışırlar.

Beyin Yorgunluğu

BEYİN YORGUNLUĞU VE HAFIZA SORUNLARININ SEBEPLERİ

Bizim çay ya da kahvelerde ya da tatlılarda, tatlandırıcı olarak kullandığımız sukroz (sakkaroz)’dur ve çay şekeri olarak bilinir. Fruktoz, meyvelerdeki şekerdir. Gerek sukroz, gerekse fruktoz, genel adıyla karbonhidratlar olarak ifade edilir ve bağırsaklarda glikoza dönüştürülerek kullanıma sunulur.

Kan şekerinin yükselmesi de düşmesi de beyin fonksiyonlarını bozar. Glikoz yani kan şekeri, beynimiz için oksijen kadar önemlidir. Sinir hücreleri, glikoz olmadan yaşayamazlar. Bu nedenle vücudumuz, sindirim sistemi vasıtasıyla alınan çeşitli gıdalardan glikozu ayrıştırarak derhal beyine gönderir.

Hiperglisemi nedeniyle kandaki yüksek glikoz düzeyi, kanın viskositesini yani sıvısal yoğunluğunu da arttırır. Bu ise kapiller düzeyindeki kan dolaşımını ve doku beslenmesini bozar. Şeker hastalarında gördüğümüz yara ve iltihabi olaylar bu nedenledir. Saydığımız bu olumsuz faktörler nedeniyle, alzheimer ve beyin damar hastalıkları, şeker hastalarında dört misli daha fazladır.

Alzheimer hastalarında, beyin hücrelerinin glikoz kullanımını üst düzeye çıkarmak ve hastalığı en azından yavaşlatmak için dışarıdan insülin takviyesi ciddi ciddi tartışılır duruma gelmiştir. Hatta bilişsel ve bellek bozukluklarını düzeltmek veya arttırmak için nazal yoldan kullanılan “insülin spreyi’’ piyasaya verilmek üzeredir.

Geniş çaplı bir Alman araştırmasında (Zutpen Elderly Study) yaşları 65-85 arasında değişen 1300 yetişkin erkek, beslenme şekilleri açısından analiz edilmiştir. Bu kişiler, aynı zamanda zihinsel fonksiyonları ölçen standart testlere tabi tutulduğunda görülmüş ki, omega-6 ve doymuş yağlarla beslenen gruptaki kişilerin, anlama, algılama ve kavrama yetenekleri, bu gıdaları en düşük oranda tüketen gruba göre yüzde 75 daha düşük. Bu araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri de; haftada sadece 31 gram daha fazla balık yemenin bile zihinsel kabiliyetleri yüzde 55 oranında arttırmasıdır.

Japonya’da bir adalar bölgesi olan Okinawa’da yaşayan insanlar 60 yıl önce dünyanın en uzun yaşayan kişileriydi. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından bu bölge Amerika’nın işgaline girdi ve beslenme tarzları değişti. Artık omega-6 ve doymuş yağlar daha çok tüketilir olmuş ve daha az balık yenilmeye başlanmıştı.

Bölge halkı, gelenekesel yemek kültürlerini bırakmış bunun yerine, omega-6’dan zengin yağlı gıdalar, cips’ler, fast food tarzı beslenme ve hazır salata soslarını tercih eder olmuştu. Bu yeni süreç, 1990 yılında yapılan bir araştırmaya kadar devam etti. Sonuç çok vahimdi! Çünkü daha önce uzun yaşama şampiyonu olan bu insanlarda ortalama hayat süresi neredeyse ellili yaş düzeylerine inmişti.

Elektronik cihazlar:

Çalışma ortamında çok sayıda gereksiz elektronik cihazın bulunması da beyin yorgunluğuna neden olmaktadır. Elektronik cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgaların en çok nüfuz ettiği yer beynimizdir. Bu nedenle çalışma ortamı olabildiğince sade olmalı ve sık sık havalandırılmalıdır.

Bilgisayar Oyunları:

Sürekli ve uzun süre bilgisayar oyunu oynamak, beynin ayarını ve dengesini bozmaktadır. Bilgisayar oyunlarında, oyun kareleri (özellikle aksiyon oyunlarında) hızlı hızlı göz önünden geçmektedir. Bu tür oyunlar, saatler boyu oynandığında, beyini hızlı düşünmeye ve hızlı hareket etmeye programlamaktadır.

Öğrenci ne kadar zorlarsa zorlasın üzerinde çalıştığı konuyu öğrenememekte, zaten bilgisayar oyunları nedeniyle zamanla gelişen dikkat dağınıklığı ve değişik derecelerde gelişen hiperaktivite nedeniyle, çok çabuk her şeyden sıkılır duruma gelmektedir.

Tedavide her şeyden önce beyin bir süre nadasa alınmalıdır. Yani bilgisayar oyunları nedeniyle beyin ayarı ve dengesi bozulan kişi, en az 3 ay bilgisayar oyunundan uzak durmalı, hiç bir öğrenme faaliyetine girmemelidir. Ben şahsen böyle bozukluğu olan öğrencilere, bir dönem okulu dondurmalarını önermekteyim.

Bu dönem zarfında hiç bir şey okumamalarını ve öğrenme faaliyetini durdurmalarını istemekteyim. Zira eğer kalıcı bozukluklar gelişmemişse bir süre sonra beyin fonksiyonları eski fizyolojik normal durumuna dönecektir. Bilgisayar bağımlılığı olan kişilere antidepresan ya da anksiyolitik ilaçlar etkisizdir. Hatta bunlar durumu daha da kötüleştirebilir.

TMS ile beyin resetlemesi sonuç verebilir. Davranışçı bilişsel terapiler, dikkat dağınıklığını ve öğrenme güçlüğünü düzeltmez ama oyun bağımlılığı konusunda işe yarayabilir. Ama en önemlisi beyini en az 2-3 ay dinlendirmektir.

Elektromanyetik kirlilik:

Cep telefonu sinyalleri, tv ve radyo dalgaları, telsiz dalgaları, yüksek gerilim hatları, baz istasyonları atmosferimizi çok önemli düzeyde kirletmektedir. Kanaatimize göre elektromanyetik kirliliğin henüz ne gibi zararlar verdiğini tam olarak belirleyememiş olsak da, beyin yorgunluğuna neden olduğu muhakkaktır. Önümüzdeki yıllarda “dumansız hava sahası’’ teriminin yanı sıra “dalgasız hava sahası’’ ifadelerini de duyacağa benzemekteyiz.

Son yıllarda artan alzheimer ve demansiyel sendromların arkasında “elektromanyetik kirlilik’’ çıkarsa hiç şaşırmayacağız.

Manyetik alan eksikliği:

Beyin yorgunluğuna ve kronik yorgunluk sendromuna neden olur. Özellikle uzayda manyetik alan eksikliği olduğu için astronotlar için problem teşkil eder.

Elektromanyetik yoğunluk, mıknatısın demiri çekmesi gibi insan vücudundaki manyetik enerjiyi çekebilir. Bu nedenle kronik halsizlik ve yorgunluklarda manyetik alan eksikliği de düşünülmelidir.

Alkol alışkanlığı:

Alkol, beyin fonksiyonlarını baskıladığından beyin yorgunluğuna neden olabilir. Bu nedenle sürekli alkol kullananlarda unutkanlık ve bellek problemleri kaçınılmazdır. Hatta sadece alkolün sebep olduğu özel bir bunama hastalığı da vardır (Korsakoff sendromu).

Beyin Yorgunluğu

Uyuşturucular:

Uyuşturucular öğrenme ve algılama fonksiyonlarını olumsuz etkilerler. Beyin fonksiyonlarını çoğu kez geriye dönüşümsüz olarak bozarlar.

Uykusuzluk:

Sağlıklı bir uyku, beyinin dinlenmesini sağlar. Uykusuzluk ya da sağlıksız uyku, beyin yorgunluğu ve unutkanlığa neden olabilir. uyku ruh sağlığı açısından da çok önemlidir. Örneğin üç günü geçen uykusuzluklarda psikotik belirtiler başlar.

Yer, zaman ve mekan bellek fonksiyonlarındaki bozulmanın yanı sıra hayal görmeler, abuk sabuk anlamsız konuşmalar ortaya çıkar. Bu nedenle özellikle alzheimer hastalarının düzenli uyumaları, hafıza melekeleri açısından çok önemlidir.

Pennysylvania ve Harvard Üniversitelerinin ortak yaptıkları ve Dr. Hans Van Dongen’in öncülük ettiği yakın tarihli bir araştırmada; genç gönüllüler dört gruba ayrıldılar. Çalışma dağılımına göre, onbeş gün boyunca, bazıları her gün dört saat, bazıları altı saat, bazıları da sekiz saat uyuyacaklardı.

Diğer bir grup ise üç gün hiç uyumayacaktı. Araştırma sonucunda, günde dört ile altı saat uyuyanların hafıza performanslarının, üç gün üst üste hiç uyuyamayanlar kadar kötü olduğu belirlendi. En çarpıcı durum ise, dört-altı saat uyuyanların hafıza kapasitelerindeki gerilemeyi fark etmeyişleriydi.

Ruh hastalıkları:

Özellikle depresyon, obsesif kompülsif bozukluk ve anksiyete, beyin yorgunluğu ile kendini gösterebilir.

Hipertansiyon:

Hipertansiyon hem kalbin gerektiğinden daha fazla çalışmasına neden olarak yorulmasına (kalp yetersizliği) neden olabildiği gibi hem de beyin gibi hassas dokularda yüksek kapiller gerilim oluşturarak hücrelere fiziki baskı oluşturur. Netice de baş ağrısı, baş dönmesi ve unutkanlık başta olmak üzere bir çok şikayetin gelişmesine sebep olur.

Eğer zamanında tedavi edilmezse uzun süreçte damar çeperlerinin sertleşmesine neden olabilir. Hipertansiyonun ilk dönemlerinde, tuzu azaltmakla beraber, iskemiyi düzelten kan sulandırıcı ilaçlar vermek, kan basıncını tamamen düzeltebilir. Bu nedenle erken tanı çok önemlidir.

İlaçlar:

Bazı ilaçlar tedavi edici etkilerinin yanı/sıra beyin yorgunluğuna ve durgunluğuna neden olabilirler.

Örneğin antipsikotikler ve kanser ilaçları böyledir. Bazı depresyon ilaçları da bir yandan depresyonu düzeltirken diğer yandan beyin yorgunluğu yapabilirler. Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar da aynı şekilde beyin yorgunluğuna ve özellikle beyin durgunluğuna sebebiyet verebilirler.

Vitamin Eksikliği:

Özellikle B1, B6, B12, folik asit, demir eksikliği ve troid hormonlarının yetersizliği beyin yorgunluğuna ve durgunluğuna neden olabilir.

Koroner By-pass Ameliyatları:

Koroner by-pass ameliyatları için, hastanın kalbinin durdurulup, suni kalp-akciğer makinesine bağlanması gerekmektedir. Ameliyat esnasında yapılan bu işlem, kalbe müdahale imkanı verir. Diğer türlü çalışan bir motora müdahale anlamına gelirdi. İşte kalbin durdurulup, makineye bağlanması esnasında çok acele edilmelidir.

Zira bu süreye bağlı olarak hastalarda, bellek kayıpları başta olmak üzere birçok beyin fonksiyon bozukluğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü kısa bir süre de olsa beyin kan dolaşımı aksamakta bu ise çeşitli bellek ve motor bozukluklara neden olmaktadır.

Alıntı: Dr. Mehmet Yavuz

E-posta Listesi

E-posta Listemize üye olun en son paylaşımlarımızdan ilk sizin haberiniz olsun.

Biz Neredeyiz?

Telefonlarımız
0535 865 0753